Ana içeriğe atla

les nouvelles

2006 baharından beri yazmıyordum. Sanırım bir şeyleri somutlaştırmam gerekiyor yazarak. Söz uçucu ve düşüncelerimi bile unutabiliyorum, ki bu çok zor değil hafızamın kapasitesini düşünecek olursam. Yazı ise kendime bakmamın tek yolu belki de. Demek ki uzunca bir süre kendimi görmek istememişim; belki de göreceklerimden çekindim. Ne düşüneceğimi ben dahi bilmeyebiliyorum.

Son yazılardan beri yakın geleceğe yönelik pek çok öngörüm farklı sonuçlar vermiş hatırlayabildiğim kadarıyla. Sonraki 4 yıl içinde olacaklar listesi olsa en son tahmin edeceğim şey bir öğretmen olup Çalıkuşuculuk taklidi yapacak olmam olurdu. Kendini, kendi dışındakilere adayan idealist (idealist olmayan sözde idealist) tiplemelerin bende yarattığı korkunç itiş gücünü düşünecek olursam hiç bana göre bir iş değildi. Kendinden başka kimselere ve ayrıca kendine katlanamayanların anlayabileceği bir durum sanırım. Göz ardı etmek istediğim bir şeydi bu esasta. Planların yıkılmaya mahkum olduğu bir dünyada, bunların ne kadar komik sonuçlandığının göstergesi benim için. yine de plan yapmak iyidir bence:) Bir süre oyalıyor insanı.

Her zaman aşırı duygusal yüklemelerin beni patlmasına ramak kaldığı zamanlarda bloglara dökülüyorum sanırım. Bu duygusal yüklenmeler nedense hep bir insan ile ilişkili oluyor tabi:) Hayatın her alanı duygusal ne de olsa; para bile çok duygusal. O bakımndan finans, borsa,sayısal bile duygusal olabilir. Konuyu indirgiyorum: DİKKAT İNSAN VAR. Son ciddi olmayan yazışım 2007 kışı olduğuna göre 2 sene geçmiş; çok gayrıciddi olduğu için onu yukarıda saymadım. Sayılmaz bana ne:) Bu da şu anlama geliyor (illa açıklama yapmazsam anlaşılamayabilir çekincesi duyuyorum sanırım) 2 senedir bir "insan"a karşı duygusal manyaklık (aşk mantıksızlığın en güzel temsilcilerinden) beslememişim. Şu anda epey besili hale geldi. Her gün, her an besliyorum da doğuşuna yönelik zaman veremiyorum. Plan dahi yapamicam; o kadar belirsiz; içimde biriken gaz duygusu patlatıyor. Ben de buraya zıcharaktan bu duygulardan kurtulmaya çalışıyorum.

Bugüne kadarkilerin en ilginci bu. Boynum ağrıdı; daha yazacak çok şey var da yazamıyorum; çünkü boynum çok ağrıyor. Boynum, aşkımı yendi yani işe bak.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Düğüne 2 gün var, vedaya ise +3 hafta

İnsanın hayatında önemli anlar veya süreçler oluyor bazen. O anlarda, "hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" diyoruz da bazen eskisi gibi olmaya devam ediyor; sadece değişmesini umuyoruz. Ancak sanırım içinden geçtiğim şu süreçle ilgili "asla aynı olmayacak" diyebiliyorum. Aynı anda ben de umuyorum. Dernekte 1, UN'de 1,5 derken şu anki iş yerimde en uzun çalışmış olmanın verdiği bıkkınlık duygusu, her şeyi kötü ve çürüyen biçimleriyle görmeme neden olurken tam denk geldi aslında bu askerlik olayı. Her şeyden kurtulmalı bazen: aynılığın seni ruhsuz mekineye çevirdiği işinden, görmekten bıktığın arkadaşlarının değerini anlayamayacak dereceye çıkmış olan öznelliğin sınırlarını zorlamaktan, hep elinde olduğunu "varsaydığın" şeylerin ön kabulünden, aynı koşullarda aynı veya benzer şiddette tekrarlanan acıların hayatı yaşamanı engellemesinden ... Sıkıntı... Buydu beni şu maceraya gitmeye iten. Bir zamandan sonra her türlü şeye dayanmak zorlaşıyor; altında ezildi...

Adnan Çoker'in "Retrospektif"lerine Dair

İnsan, mevcut durumundan bıktığında veya kurtulmak gereksinimi duyduğunda bir yöntem geliştirmeye çabalar; bunu başardıktan sonra kendini yeni yaratısının içine hapsedince de bu yaratının altında ezilme yaşayıverir. Ancak "eskiye dönüş"ü teklif eden biri çıktığında da aradaki bağlantıyı anlayamayıp (nerden anlayalım ki? Sonuçta binlerce yıllık birikimi kafamızda kümülatif olarak arşivleyip analiz etmiyoruz herhalde) neden böyle "aptalca" şeyler önerildiğini veya üzerinde konuşulduğunu düşünürüz. Şimdi biraz daha somut bir örnek üzerinde konuşulmalı. Daha tüylü, tırtıklı dişli ve parçalı yamalı kıyafetli atalarımız (Emo'lardan daha iyi olduğuna eminim) içkin potansiyellerini keşfedip de ilk fiziksel yapılarını inşa etmeye başladıklarında, doğadaki kaotik "düzen"den kurtulmak ve kendilerine daha düzenli bir düzen meydana getirmek konusunda ilk adımı attılar. Artık şekilsiz mağaralar veya oyuklar yerine, şekli şemali belli evlerde oturabileceklerdi. Bir ...

Fantastik edebiyata dair

İçinde kendinizi bulduğunuz dünyanın bilinen ve tahmin edilen kurallarından ve gerçekliklerinden sıkıldığınızda yapabileceğiniz dendiğinde en çok verilen yanıt sanal dünya iken, bu dünyaya en büyük rakip fantastik edebiyattan geliyor gibi görünüyor. Fantastik edebiyat, yaratıcılığın sınırlarını aşkınsal noktalara taşıyan bir çaba. İnsanın kendi gerçekliğine artık katlanamadığı ve yeniden başka bir bağlamda başka bir "ben" ile yola çıkabilme hayalinin bir yansımasıdır. Teknolojinin bugünkü haliyle olmadığı, daha basit ancak zor koşulların var olduğu dünyalarda sihrin fizik kurallarının tahakkümünü kırdığı, bilimselliğin baskıcılığının bulunmadığı bir evren sunuyor bizlere. Bu noktada fantastik kurgu, insanın aydınlanma öncesi doğasını yakalayabilme arayışı olarak nitelenebilir.  İhtilal sonrası özgürlük ve bunun getirdiği özel mülkiyet metası sonrası kazanç temelli ekonomi algısı altında şekillenen yeni benliğin, insan doğasının kaotik özgürlük arayışını baskıladığı ve insan...